Milas'ı Keşfedin
Karia’dan Menteşe’ye Sonsuz Bir Miras
Sodra Dağı’nın eteklerinde, tarihin en köklü medeniyetlerine ev sahipliği yapan kadim bir şehir... Zeus Karios Tapınağı’nın kutsal topraklarından, Menteşeoğulları’nın zarafetine uzanan bu eşsiz mirası keşfedin. Antik çağın "Mylasa"sından bugünün Milas’ına; tarihin her katmanında bir yolculuğa davetlisiniz.
Karia’nın Kalbi, Menteşe’nin Başkenti
Sodra Dağı’nın eteklerinden ovaya doğru süzülen Mylasa, adındaki "asa" ekiyle Anadolu’nun en derin köklerine tutunur. Kuzeydoğu Karia’dan denize inen yol üzerindeki bu kadim şehir, antik çağda tüm Karialıların ortak inanç merkezi Zeus Karios Tapınağı’na ve kutsal Labranda yoluna ev sahipliği yapmıştır.
Tarih sahnesinde diplomasi ve özgürlük tutkusuyla parlayan Mylasa, komşu şehirlerle kurduğu "isopoliteia" (kardeşlik ve yurttaşlık) bağlarıyla gücüne güç katmıştır. Pers satraplarından Roma imparatorlarına, "şehrin koruyucusu" unvanını taşıyan valilerden Menteşe Beyliği’nin asil başkenti olduğu günlere kadar her dönemde bir cazibe merkezi olmayı başarmıştır.
Öyle ki ünlü gezgin İbn Batuta, 14. yüzyılda "Rum diyarının en güzel şehirlerinden biri" olarak övdüğü bu topraklarda, suyun ve bahçelerin bolluğuna hayran kalmıştır. Antik sütunların gölgesinde yükselen Türk-İslam eserleri ve Menteşeoğulları’nın zarafeti, Milas’ı adeta bir açık hava müzesine dönüştürüyor. Karia’nın kalbinden günümüze uzanan, taşlara kazınmış bu binlerce yıllık hikayeye tanıklık etmeye hazır olun.
Milas'a hoş geldiniz.
Tarihin, kültürün ve bereketin buluştuğu bu eşsiz şehri keşfetmeye davet ediyoruz.
Milas Tarihçesi
Milas'ın köklü tarihçesi ve şehrin gelişimi hakkında bilgiler
MYLASA / MİLAS
Batı Karia’nın başkenti ve antik dünyanın inanç merkezi Mylasa, Sodra Dağı’nın eteklerinden günümüze uzanan köklü bir mirasa ev sahipliği yapıyor. Perslerden Romalılara, Menteşeoğulları’ndan Cumhuriyet’e; medeniyetlerin izini süren Milas’ın binlerce yıllık tarih yolculuğunu keşfedin.
Milas Halısı
11. yüzyıldan itibaren Türklerin bölgeye yerleşmesiyle gelişen ve Menteşe Beyliği döneminde önemli bir ihraç ürününe dönüşen köklü bir el sanatıdır. %100 yün ve "Türk düğümü" tekniğiyle dokunan Milas halıları; özgün "Ada Milas" desenleri, kök boyayla elde edilen karakteristik pastel renkleri ve ağırlıklı olarak seccade formundaki üretimleriyle dünya çapında tanınmaktadır.
Balık Üretimi
Türkiye’de deniz kültür balıkçılığının ilk başladığı yer olan Milas, bugün Muğla’daki üretimin en yoğun yapıldığı merkezdir. Denizdeki yüzer sistemlerin yanı sıra karadaki toprak havuzlarda da sürdürülen çipura ve levrek yetiştiriciliği; kuluçkahaneler, yem fabrikaları ve işleme tesisleriyle entegre bir sanayi kolu haline gelerek ülke ekonomisine önemli bir ihracat geliri sağlamaktadır.
Tarihi Milas Evleri
19. yüzyıl sivil mimarisinin seçkin örneklerini oluşturan Milas evleri; avlulu planları, ahşap destekli çıkmaları ve "önlük" adı verilen açık sofalarıyla tipik Türk evi karakterini yansıtır. Her biri bir sanat eseri titizliğiyle işlenmiş özgün bacalarıyla ünlü olan bu evler; Rum mimarisi etkisindeki taş konaklar ve Cumhuriyet dönemine ait "Macar Evleri" ile birlikte kentin tarihi dokusunu oluşturur.
Tarihi Kentlerimiz
Milas çevresindeki antik kentler ve arkeolojik alanlar
BEÇİN (Pezona, Peçin, Barçın )
Milas Ovası'na hakim bir plato üzerinde yükselen ve tarihi Tunç Çağı'na kadar uzanan köklü bir yerleşim alanıdır. 13. yüzyılda Menteşeoğulları Beyliği’ne başkentlik yapmış olan ören yeri; kalesi, Ahmet Gazi Medresesi ve Türbesi başta olmak üzere zengin Türk-İslam dönemi eserlerini bünyesinde barındırır.
SİNURİ
Milas’ın Kalınağıl köyünde yer alan, kırmızı mermer bloklarla inşa edilmiş ve Karia tanrısı Sinuri’ye adanmış kutsal alandır. M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren önemli bir inanç merkezi olan yapı, Hristiyanlık döneminde kiliseye dönüştürülmüştür.
LABRANDA
Milas’ın kuzeyindeki dağlarda, çam ormanları ve su kaynakları arasında kurulmuş, Karia uygarlığının en önemli hac merkezidir. Adını çift yüzlü balta (Labris) motifinden alan ve Mylasa’dan "Kutsal Yol" ile ulaşılan bu alan; M.Ö. 4. yüzyılda Hekatomnos sülalesi tarafından inşa edilen Zeus Tapınağı ve anıtsal şölen binalarıyla (Andron) ünlüdür.
OLYMOS (Kafaca)
Milas’ın kuzeybatısında, Kafaca köyü yakınlarında yer alan antik bir yerleşimdir. M.Ö. 2. yüzyılda Mylasa ile birleşerek bağımsızlığını yitiren kent, özellikle baş tanrıları Apollon ve Artemisia’ya ait tapınak arazileri ve bu arazilerin yönetimine dair bulunan zengin yazıtlarıyla tanınmaktadır.
KHALKETOR (Karakuyu)
Milas’ın kuzeybatısında, Karakuyu Dağı eteklerinde kurulmuş ve M.Ö. 5. yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliği’ne üye olmuş antik bir yerleşimdir. Şehri çevreleyen üç farklı kalesiyle güçlü bir savunma sistemine sahip olan kent, bölgedeki Apollon Tapınağı ve çevresindeki anıtsal mezar kalıntılarıyla bilinmektedir.
EUROMOS (Ayaklı)
Milas – Selimiye karayolu üzerinde yer alan ve görkemli sütunları nedeniyle halk arasında "Ayaklı" olarak bilinen antik kenttir. Roma dönemine tarihlenen ve Anadolu’nun en iyi korunmuş tapınaklarından biri olan Zeus Tapınağı; Korint nizamındaki sütunları, üzerindeki adak yazıtları ve kentin baş tanrısı Zeus’a adanmışlığıyla bölgenin en etkileyici yapılarından biridir.
PİDASA
Milas – Bafa arasında, Ilbıra (Gorion) Dağı eteklerinde kurulmuş ve adı yerli Anadolu dillerinden gelen küçük bir Karia kentidir. İonia Ayaklanması'ndaki rolüyle tarih sahnesine çıkan yerleşim; Miletos ile yaptığı siyasi birlik (sympoliteia) ve komşusu Herakleia ile gerçekleştirdiği ilginç evlilik anlaşmalarıyla bilinmektedir.
LATMOS – HERAKLEİA (Kapıkırı)
Bafa Gölü (eski Latmos Körfezi) kıyısında, Beşparmak Dağları’nın sarp kayalıkları ile iç içe geçmiş antik bir yerleşimdir. Tarih öncesi kaya resimlerinden efsanevi çoban Endymion’un mitine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Helenistik döneme ait Athena Tapınağı, 6.5 kilometreyi bulan görkemli surları ve Bizans döneminde keşişlerin sığınağı olan manastırlarıyla hem tarih hem de doğa açısından eşsiz bir merkezdir.
HYDAİ (Damlıboğaz)
Karaoğlan Dağı'nın eteklerinde, bugünkü Damlıboğaz köyünde kurulu olan ve adını Yunanca "su" (hydor) kelimesinden alan antik bir kenttir. Sarı Çay kenarındaki konumuyla bilinen Hydai, Apollon ve Artemis tapınak kalıntıları, güçlü surları ve Milas Müzesi'nde sergilenen zengin mezar buluntularıyla dikkat çekmektedir.
İASOS (Kıyıkışlacık)
Eskiden bir ada iken zamanla yarımadaya dönüşen, balıkçılık ve deniz ticaretiyle zenginleşmiş köklü bir antik kenttir. Argoslu göçmenler tarafından kurulan İasos; tiyatrosu, agora kompleksi ve halk arasında "Balık Pazarı" olarak bilinen Roma dönemi anıtmezarıyla ziyaretçilerini karşılamaktadır.
PASSALA
Passala, Mylasa’nın, kente en yakın yerden denize açılan kapısıydı. Güllük dalyanının doğu kıyısındadır. Kabaca yontulmuş mermer bloklarla yapılmış kare planlı ve mazgal şeklinde pencereleri olan bir yapı kalıntısı halen ayaktadır.
BARGİYLİA
Güllük (Mandalya) Körfezi’ndeki bir lagün kenarında, denize gizlenmiş bir konumda yer alan antik kenttir. Adını, mitolojik kahraman Bellerophon’un kanatlı atı Pegasus tarafından öldürülen arkadaşı Bargylos’tan alan kent; tarih boyunca önemli bir tuz üretim merkezi olması ve yağmur altında ıslanmadığına inanılan Artemis Kindyas kültüyle tanınmaktadır.
KİNDYA
Kemikler köyü yakınlarında, Kale Dağı üzerinde kurulu olan ve Bargylia’nın baş tanrıçası Artemis Kindyas’ın tapınağına ev sahipliği yapan antik yerleşimdir. M.Ö. 5. yüzyılda bölgenin güçlü kentlerinden biriyken, zamanla siyasi bağımsızlığını yitirerek Bargylia’nın egemenliğine girmiştir.
KİLDARA (Kuzyaka)
Bargylia ile Hydisos arasında, bugünkü Kuzyaka köyü yakınlarında yer alan ve M.Ö. 5. yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliği’ne üye olmuş küçük bir antik kenttir. Şehir merkezinden günümüze toprak üstü kalıntısı ulaşmamış olsa da, 490 metre yüksekliğindeki Asar Dağı üzerindeki kalesiyle varlığını korumaktadır.
HYDİSOS (Karacahisar)
Karacahisar köyünün doğusunda, çift doruklu bir tepe üzerinde konumlanmış ve baş tanrısı "Savaş Tanrısı" Zeus Areios olan antik bir yerleşimdir. Attika-Delos Deniz Birliği üyesi olan kent; M.Ö. 3. yüzyıla tarihlenen güçlü surları ve iki tepe arasındaki düzlüğe kurulmuş agorasıyla bilinmektedir.
KERAMOS ( Ören)
Gökova (Kerme) Körfezi’nin kuzey kıyısında, bugünkü Ören beldesinde yer alan ve körfeze adını veren antik kenttir. Meşekayası Dağı eteklerinde çok köşeli taşlarla örülmüş surları, "Kurşunlu Yapı" ve "Bakıcak" olarak bilinen tapınak kalıntıları ve yol boyunca sıralanan lahitleriyle zengin bir arkeolojik mirasa sahiptir.
Beldeler
Milas'a bağlı sahil beldeleri ve tatil yöreleri
GÜLLÜK
Milas’ın denize açılan kapısı ve önemli bir turizm beldesidir. Eski adı "Küllük" olan ve 1933 yılında şimdiki adını alan yerleşim; mübadele döneminde yerleşen göçmen kültürü, tarihi taş binaları ve körfezi süsleyen adalarıyla bilinir. Milas-Bodrum Havalimanı'na yakınlığı, zengin balıkçılık potansiyeli ve limanıyla bölgenin stratejik noktalarından biridir.
ÖREN
Gökova Körfezi'nin kuzey kıyısında, Kocadağ’ın eteklerinde kurulu olan ve antik adı Keramos’tan gelen önemli bir turizm beldesidir. Adını mitolojik çömlekçi Keramos’tan alan yerleşim; günümüzde modern yapılarla iç içe geçmiş antik kalıntıları, verimli ovası ve yamaç paraşütü turizmiyle öne çıkmaktadır.
Bafa – Kapıkırı
Antik Latmos Körfezi kıyısında, Beşparmak (Latmos) Dağları’nın eteklerinde kurulan ve adını bu dağdan alan Karia kentidir. General Lysimachos döneminde inşa edilen 65 kuleli görkemli surları ve ızgara (Hippodamos) şehir planıyla dikkat çeken Herakleia; deniz bağlantısının kesilmesiyle ticari önemini yitirse de, Bizans döneminde keşişlerin sığınağı olarak önemli bir manastır merkezine dönüşmüştür.
Güvercinlik
Bodrum yolunda denizin ilk görüldüğü noktada yer alan ve Salih Adası manzarasıyla ziyaretçilerini karşılayan şirin bir sahil beldesidir. Göl durgunluğundaki denizi ve doğal sınırları sayesinde koruduğu sakin yapısıyla bilinen Güvercinlik, aynı zamanda Karyanda Antik Kenti kalıntılarının izlerini taşımaktadır.
Tuzla
Antik adı Bargylia olan ve mitolojik geçmişiyle bilinen, balıkçılık ve turizmin iç içe geçtiği sahil yerleşimidir. Günümüzde özellikle bünyesindeki Tuzla Sulak Alanı ile tanınan bölge; kış aylarında flamingolar ve tepeli pelikanlar başta olmak üzere yüzlerce göçmen kuş türüne ev sahipliği yapan uluslararası öneme sahip bir kuş cennetidir.
Bargylia
Antik adı Bargylia olan ve mitolojik geçmişiyle bilinen, balıkçılık ve turizmin iç içe geçtiği sahil yerleşimidir. Günümüzde özellikle bünyesindeki Tuzla Sulak Alanı ile tanınan bölge; kış aylarında flamingolar ve tepeli pelikanlar başta olmak üzere yüzlerce göçmen kuş türüne ev sahipliği yapan uluslararası öneme sahip bir kuş cennetidir.
Milas’ın Tarihi Eserleri
Milas ve çevresindeki tarihi mekanlar
Uzunyuva Anıtmezarı
Arkeoloji dünyasında "Yüzyılın Buluşu" olarak kabul edilen Karia Satrabı Hekatomnos’a ait anıtmezar. M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen bu alan, meşhur leylekli sütunuyla şehrin en önemli simgesidir.
Berberini Anıt Mezarı
Halk arasında "Berberini" olarak bilinen, Milas şehir mezarlığının arkasındaki kayalıklara oyulmuş etkileyici bir kaya mezarıdır. Dor düzenindeki zarif cephesi ve iç içe geçmiş mezar odalarıyla dikkat çeken yapının kime ait olduğu bilinmemektedir.
Gümüşkesen Anıtmezarı
Sodra mermerinin zarafetle işlendiği, piramidal çatısı ve özgün mimarisiyle Roma döneminin en etkileyici miraslarından biri: Gümüşkesen Anıtı. M.Ö. 1. yüzyıldan günümüze ulaşan bu şaheser, çevresindeki kaya mezarları ve zengin nekropol alanı ile antik dünyanın kapılarını aralıyor.
Baltalı Kapı
Mylasa’dan Labranda’ya uzanan mermer kaplı "kutsal yol"un başlangıcını oluşturan, M.Ö. 1. yüzyıla ait görkemli anıt kapıdır. Adını, kilit taşı üzerinde bulunan ve Zeus’u simgeleyen çift yüzlü balta (Labris) motifinden almaktadır.
Sukemerleri
Milas’ın doğusundaki dağlardan kente su getirmek amacıyla Roma İmparatorluk çağında inşa edilmiş, çift katlı kemer sistemine sahip su yoludur. Yapımında antik mermer parçaların da kullanıldığı yapı, Roma Hamamı ve Baltalı Kapı’ya kadar uzanmaktadır.