MİTSO - Milas Ticaret ve Sanayi Odası

MİTSO

Milas Ticaret ve Sanayi Odası

Bizi Takip Edin

ÖREN

ÖREN

Gökova Körfezi'nin kuzey kıyısında, Kocadağ’ın eteklerinde kurulu olan ve antik adı Keramos’tan gelen önemli bir turizm beldesidir. Adını mitolojik çömlekçi Keramos’tan alan yerleşim; günümüzde modern yapılarla iç içe geçmiş antik kalıntıları, verimli ovası ve yamaç paraşütü turizmiyle öne çıkmaktadır.

ÖREN

Ören Milas’ın 40 km. güneyinde Gökova Körfezinin Kuzey sahilinde yer almaktadır. 640 metre yüksekliğe sahip Kocadağ, Örenin güzelliklerini ve Gökova körfezini kuşbakışı izlemek için ideal bir seyir tepesidir.. Ayrıca yamaç paraşütü için de son derece uygundur..Yamaç paraşütü için gün geçtikçe daha çok sporcu tarafından tercih edilmektedir..

Sırtını dağlara yaslamış olan beldenin önünde koca çayın taşıdığı alivyonlardan oluşmuş görkemli bir ova uzanmaktadır. Ova son derece verimlidir, kuşbakışı tıpkı rengarenk dokunmuş bir ipek halıya benzemektedir… Kocadağın zirvesinden İçiçe geçmiş yemyeşil ova ile denizin mavisini seyreylemek son derece etkileyici ve keyiflidir..

Ören’in antik adı Keramostur. Adını mitolojide çömlekçilik sanatının kurucusu sayılan Keramos’tan almıştır. Keramos Dionysos’ ve Ariadne’nin oğludur.

Bugünkü Ören Beldesi Antik Keramos kentinin kalıntıları üzerine kurulmuştur. Antik kente ait dikkat çekici kalıntılar yerleşim yerleriyle iç içedir. Keramos’un geçmişi üzerine bilimsel araştırmalar ve arkeolojik kazılar devam etmektedir…Yeni veriler Ören’in ilginç tarihine ışık tutmaktadır.

Keramos Yunancada çömlekçilik anlamına gelmekteydi. Bu isim zamanla değişerek Gereme olmuştur. (Evliya Çelebi 17. YY. daki ziyaretinde Gereme’yi “Mamur, Abadan, Safir Bağlık Bahçelik” bir köy olarak tanımlar.) Beldenin adı bir dönem Kemerdere olarak da anılmıştır. Kemerdere adı, Kocaçay vadisinde bulunan antik su kemerlerinden gelmektedir.. Beldenin bugünkü adı olan Ören ise harabe anlamına gelmektedir!

ANTİK TARİHÇE

Keramos’un arkaik çağdan başlayarak o zaman Akdeniz’den etkili Helenleşme sürecinin dışında kalmamış olduğunu, Helenleşme sürecinin M.Ö. 7-6. Yüzyıllarda başlamış olabileceği, ele geçen Yunan tipi Arkaik yontularda görülmektedir. Helenistik döneminde deniz aşırı ülkelerle örneğin, Mısır ilede doğrudan ve dolaylı ilişkiler kurduğunu özelliklede Romus döneminde de adını Asia eyaletinde duyurmuştur. Keramos kenti M.Ö. 5. Yüzyılda üyesi olduğu Attika-Delos deniz birliğine 1,5 talant vergi ödüyordu. Daha sonra Khrysaor birliğine bağlanan şehir arazi ve köylerinin çokluğundan yararlanarak etkin bir konuma gelmeyi başarmıştır.

M.Ö. 188’deki Apameia barışı sonucu tüm Karya ile birlikte Keramos’da Rhodos’a verilmiştir. Bu tarihten sonra Keramos’un diğer bir kent (Muhtemelen Stratonikeia) ile Sympoliteia anlaşması yaptığını ele geçen bir yazıtta ifade edilmektedir. Ancak bu durumdan hoşnut olmayan kent Rhodos’tan yardım istemek zorunda kalmıştır. Bu yardımı isteyen ve gerçekleştiren kişide söz konusu yazıtta onurlandırılmıştır.

M.Ö. 167-133 Yılları arasında Rodos ile ittifak yapan Keramos M.Ö. 129’da bütün Kayra ile birlikte Romanın Asya Eyaleti sınırlarına dahil edilmiştir. Romalıların M.Ö. 81’de Potnus Kralı Mithridiates ile yaptıkları savaşta Mithridiates’in tarafını tutan kent Roma’nın zaferi üzerine Stratonikeia’nin egemenliğine bırakılarak cezalandırılmıştır. Örende bulunan tarihi eser ve kalıntılar genellikle Karya ve Roma dönemine ait çok sayıda yazıtlar çıkması Roma hakimiyetini kanıtlamaktadır.

Madeni para yapımı M.Ö. 2. yüzyılda başlayarak Roma imparatorluğu dönemine kadar sürmüştür.

Keramos’da Sikkelerin üzerinde betimlemeleri görülen genç bir tanrıya ibadet ediyordu. Kısa etekli genç tanrı, elinde çift ağızlı balta ve kalkan tutardı. Yerel olan bu tanrı zaman zaman kentin baş tanrısı Zeus Khrysaor ile birlikte görüldüğü oluyordu.

O dönemlerde olympia’da aynı gün içinde stadyum, diyaloz ve uzun mesafe koşularının hepsini birden kazanan Polites isimli kişi, bilinen ve adı kent sınırlarını aşan en ünlü Keramos’ludur. Strabon’a göre Keramos M.Ö. 1. Yüzyılın sonlarında bağımsız olmayan küçük şehirlerden bir tanesidir. Bizans döneminde bir psikoposluk merkezi olmuştur.

Beldeler (5)

GÜLLÜK

GÜLLÜK

Milas’ın denize açılan kapısı ve önemli bir turizm beldesidir. Eski adı "Küllük" olan ve 1933 yılında şimdiki adını alan yerleşim; mübadele döneminde yerleşen göçmen kültürü, tarihi taş binaları ve körfezi süsleyen adalarıyla bilinir. Milas-Bodrum Havalimanı'na yakınlığı, zengin balıkçılık potansiyeli ve limanıyla bölgenin stratejik noktalarından biridir.

Bafa – Kapıkırı

Bafa – Kapıkırı

Antik Latmos Körfezi kıyısında, Beşparmak (Latmos) Dağları’nın eteklerinde kurulan ve adını bu dağdan alan Karia kentidir. General Lysimachos döneminde inşa edilen 65 kuleli görkemli surları ve ızgara (Hippodamos) şehir planıyla dikkat çeken Herakleia; deniz bağlantısının kesilmesiyle ticari önemini yitirse de, Bizans döneminde keşişlerin sığınağı olarak önemli bir manastır merkezine dönüşmüştür.

Güvercinlik

Güvercinlik

Bodrum yolunda denizin ilk görüldüğü noktada yer alan ve Salih Adası manzarasıyla ziyaretçilerini karşılayan şirin bir sahil beldesidir. Göl durgunluğundaki denizi ve doğal sınırları sayesinde koruduğu sakin yapısıyla bilinen Güvercinlik, aynı zamanda Karyanda Antik Kenti kalıntılarının izlerini taşımaktadır.

Tuzla

Tuzla

Antik adı Bargylia olan ve mitolojik geçmişiyle bilinen, balıkçılık ve turizmin iç içe geçtiği sahil yerleşimidir. Günümüzde özellikle bünyesindeki Tuzla Sulak Alanı ile tanınan bölge; kış aylarında flamingolar ve tepeli pelikanlar başta olmak üzere yüzlerce göçmen kuş türüne ev sahipliği yapan uluslararası öneme sahip bir kuş cennetidir.

Bargylia

Bargylia

Antik adı Bargylia olan ve mitolojik geçmişiyle bilinen, balıkçılık ve turizmin iç içe geçtiği sahil yerleşimidir. Günümüzde özellikle bünyesindeki Tuzla Sulak Alanı ile tanınan bölge; kış aylarında flamingolar ve tepeli pelikanlar başta olmak üzere yüzlerce göçmen kuş türüne ev sahipliği yapan uluslararası öneme sahip bir kuş cennetidir.