BARGİYLİA
Güllük (Mandalya) Körfezi’ndeki bir lagün kenarında, denize gizlenmiş bir konumda yer alan antik kenttir. Adını, mitolojik kahraman Bellerophon’un kanatlı atı Pegasus tarafından öldürülen arkadaşı Bargylos’tan alan kent; tarih boyunca önemli bir tuz üretim merkezi olması ve yağmur altında ıslanmadığına inanılan Artemis Kindyas kültüyle tanınmaktadır.
Bargylia, Mandalya (Güllük) körfezinin güney kıyısında dar bir boğaz ile karanın içine giren ve sığ bir lagün alanı oluşturan koyun çevrelediği yarımadanın doğu ucundadır. Şehir, bu yarımadanın üstündeki iki küçük tepe ve eteklerinde kurulmuştur. Şehir, kuzeyde Hasanbağ ve batıda Kocaasar dağları ile çevrildiği için Mandalya körfezinden görülmez.
Bargylia’nın önündeki koyun doğu kıyısında 1908 yılına dek tuz elde edilen bir tuzla vardı. 17. yüzyılda Evliya Çelebi’nin “gayet leziz” olarak nitelendirdiği o yıllardaki adayla Varvil tuzlasının tuzu yine Evliya Çelebi’nin yazdığına göre “Aydın, Saruhan, Menteşe ve Frengistan’a” gönderiliyordu. 19. yüzyılın sonlarında Varvil tuzlasındaki tuz üretimi 2 milyon kiloyu buluyordu.
Stephanus Byzantius’un bildirdiği efsaneye göre Bargylia’yı Yunan mitolojisindeki kahramanlardan Bellerophon kurmuş, Pagasos adındaki ünlü kanatlı atın arkadaşı Bargylos’u çiftesi ile öldürmesi üzerine, onun hatırası için şehre Bargylia adını vermiştir. Şehrin M. Ö. 1. yüzyılda bastırdığı sikkeler üzerinde bu efsanenin kahramanları Pegasos ile Bellerophon’un betemlemeleri bulunur. Pegasos uçar halde veya sırtında sahibi Bellerophon ile beraber gösterilmiştir.
Şehrin Kar veya Leleg dilindeki adı Andanos idi. Bizans çağında bir söyleyiş farkı oluşmuş Bargylia Barbulion veya Barbülion şekline dönüşmüş, bu da daha sonra Varvil olmuştur. Varvil, yakın zamanda Tuzla ve son olarak da Boğaziçi adını almıştır.
Bargylia M. Ö. 5. yüzyılın ortasında Attika Delos deniz birliğine 2 000 drahmi vergi veriyordu. İskender’in bölgeyi istilasından sonra, M. Ö. 3. yüzyılda Suriye kralı Antiokhos I ile ittifak yapmıştır. Makedonya kralı Philip V.in Karia seferinde işgal edilmiş, Bargama ve Rodos donanması körfezi kuşatma altına alınca Philip 201 – 200 kışını büyük bir yiyecek sıkıntısı içinde burada geçirmek zorunda kalmıştır.
Suriye kralı Antiokhos III., Roma ile yaptığı savaşta buraya bir garnizon yerleştirmiştir. Bargylia, 189 yılındaki Apemeia barışında Rodos’a verdiği Karia arazisinde dahil değildi. Bargylia bu yüzyıl içinde Rodos ile Stratonikeia arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik etmiş ve anlaşmazlığın çözümünde Poseidonios adında bir Bargylialının önemli rolü olmuştur. Yine bu yüzyılda Priene ile iki tarafın halkına vatandaşlık hakkı veren bir isopoliteia anlaşması yapılmıştır.
Bergama’nın son kralı Attalos III ölümünden sonra krallığını Romalılara vasiyet etmesi üzerine, Bergama tahtının varisi olarak ortaya çıkan Aristonikos isyanında (M. Ö. 133) Bargylia, Roma kumandanı Crassus’a asker vermiştir. Aristonikos komşu şehir Myndos’u denizden zapt edince Bargylia bir istila tehlikesi geçirmiş; o zamandan kalma bir yazıttaki anlatıma göre, tehlike ancak şehrin baş ilahesi Artemis’in insanlara görünmesi ile önlenmiştir.
M. Ö. 1. yüzyılın ortasında Bargylia, Mylasa ve Herakleia’nın da borçlu olduğu Pirteolili bankacı Marcus Clavius’a borçlarını ödeyemeyecek bir durumda idi.
Bargylia M.Ö. 1. yüzyılda Roma imparatorluğu zamanında sikke bastırmıştır. Sikke tasvirleri Pegasos ve Pegasos’a binmiş Bellrophon’dan başka, şehrin baş tanrıçası Artemis Kindyas’ı göstermektedir. Roma imparatorluk devri sikkelerinde tanrıçanın yanında bir geyik de vardır. Kült heykelinin, tıpkı İasos’taki Artemis Astias heykeli gibi tapınak içinde açıkta durduğu halde yağmurdan ıslanmadığına inanılıyordu. Bargylia’da bulunan mermer bir kabartmada tanrıça uzun bir giysi giymiş halde sol elinde gerilmiş bir yay, arkasındaki sadaktan bir ok alırken betimlenmiştir. Bargylia’da Artemis’ten başka Apollon’a da tapınılıyordu.
Bizans çağında bir piskoposluk merkezi olan Bargylia’da eski çağ anıtlarından sökülen yapı taşları ile şehrin güney doruğu üzerine bir kale yapılmıştır. Ancak bu kale tümüyle yıkılmış durumdadır.