BEÇİN (Pezona, Peçin, Barçın )
Milas Ovası'na hakim bir plato üzerinde yükselen ve tarihi Tunç Çağı'na kadar uzanan köklü bir yerleşim alanıdır. 13. yüzyılda Menteşeoğulları Beyliği’ne başkentlik yapmış olan ören yeri; kalesi, Ahmet Gazi Medresesi ve Türbesi başta olmak üzere zengin Türk-İslam dönemi eserlerini bünyesinde barındırır.
Beçin, ören yeri Milas şehrinin güneyindeki plato üzerindedir. Platonun Milas Ovasına bakan kuzey kısmında, platonun ovaya doğru uzanan kısmında Beçin Kalesi vardır. Kalenin dışında ise Menteşeoğulları Beylerinden Ahmet Gazi’nin türbesi ve medresesi ile pek çok medrese, hamam, cami, han, zaviye, türbe kalıntısı vardır.
Beçin’in adı, Ortaçağ İtalyan kaynaklarında “Pezona”, eski Türk ve İslam metinlerinde “Barçın”, daha yakın dönemlerde ise “Peçin” olarak geçer.
Milas Müzesi Müdürlüğü tarafından 2007 yılında yapılan bir kurtarma kazısında ortaya çıkan buluntular Beçin’in tarihinin M.Ö. 3000 yıllarındaki Tunç Çağı’na dek gittiğini kanıtlamıştır. Ancak Beçin’in tarihinin daha öncesine gittiği sanılmaktadır. Mylasa’nın gelişmesiyle birlikte önemini yitirmiştir.13. yüzyılın sonlarında bölgeye egemen olan Menteşeoğulları Beyliğinin başkenti olmuş ve giderek gelişmiştir. Ancak Osmanlıların egemenliğine girdikten sonra zamanla önemini yitirerek küçülmüş ve ancak kale içine sığınmış 20 kadar evden oluşan küçük bir köy haline gelmiştir. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde Beçin’in kale içinde 20 evden oluşan bir köy olduğu ve kalenin hapishane olarak kullanılmakta olduğu ve kalede muhafız olarak bir dizdar ve 20 kadar asker bulunduğu anlatılır.
Beçin Kalesi : Beçin platosunun kuzey ucunda, Milas Ovasına doğru uzayan kayalık üzerindeki Beçin Kalesi’nin, buradaki bir tapınak veya kutsal alan üzerine Bizans döneminde inşa edildiği sanılmaktadır. Beçin Kalesi, Menteşe Beyliği döneminde onarım görmüştür. Kalenin içinde terkedilmiş 20 kadar ev ile küçük bir Türk hamamı vardır. Üç tarafı yalçın kayalık olan kalenin tek girişi güneydeki kapıdır. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre kapı önünde on kulaç derinliğinde bir hendek ve bu hendek üzerinde geçişi sağlayan inip kalkan bir kapı varmış. Ancak günümüzde bu hendeği görmek mümkün değildir.
Ahmet Gazi Türbesi ve Medresesi : Kapısının üzerindeki kitabeye göre miladi 1375 (Hicri; 777) yılında Menteşe Beyi Ahmet Gazi tarafından yaptırılmıştır. Medrese, kare planlı bir orta avlunun doğu, güney ve batı kenarlarına dizilmiş 10 odadan oluşur. Medreseye, güneydeki odaların ortasındaki gösterişli bir taç kapıdan girilir. Ana girişin tam karşısında, kuzey kısmında Ahmet Gazi’nin gotik biçemde yapılmış sivri kemerli ve kubbeli türbesi vardır. Ahmet Gazi’nin mezarının yanındaki ikinci mezarın kime ait olduğu bilinmemektedir. Türbenin sivri kemerinin iki yanında, mermerden yontulmuş, ellerinde üçgen bayrak tutan birer aslan kabartması vardır. Bu bayraklarından birisinin üzerinde Ahmet Gazi’nin adı yazmaktadır.
Yaptığı savaşlar, fetihler ve yaptırdığı cami, medrese gibi eserlerle halk tarafından çok sevilen ve kendisine “Sahillerin Beyi” sanı yakıştırılan Ahmet Gazi bugün de “Beçin Dedesi” adıyla evliya sayılmakta ve mezarı ziyaretgah olarak kabul edilmektedir.
Beçin’de ayrıca Kızılhan, Karapaşa Medresesi, Yelli Cami, Orhan Bey Camii, Emir Avlusu, çeşitli büyüklükte hamamlar, hanlar, medreseler, türbeler, zaviyeler gibi pek çok eser vardır.