İASOS (Kıyıkışlacık)
Eskiden bir ada iken zamanla yarımadaya dönüşen, balıkçılık ve deniz ticaretiyle zenginleşmiş köklü bir antik kenttir. Argoslu göçmenler tarafından kurulan İasos; tiyatrosu, agora kompleksi ve halk arasında "Balık Pazarı" olarak bilinen Roma dönemi anıtmezarıyla ziyaretçilerini karşılamaktadır.
İasos, karaya çok yakın, kayalık küçük bir ada ile bu adanın karşısındaki alana kurulmuştur. Çevresi yaklaşık 2.5 kilometre ve yüksekliği yaklaşık 70 metre olan bu ada daha sonradan yapılan dolguyla karayla birleşerek yarımada halini almıştır. Arazisinin kayalık ve verimsiz olması nedeniyle şehir halkı daha çok ticarete ve balıkçılığa yönelmiştir.
İasos, Yunanistan’da Argos’tan gelen göçmenler tarafından kurulmuş ve şehir adını göçmenlerin başkanı İasos’tan almıştır. Roma İmparatorluk çağına ait bir sikke üzerinde bu kişinin sakallı başı betimlenmiştir. Başın çevresinde “kurucu İasos” yazılıdır. Göçmenler geldiklerinde yerli halkın direnişi ile karşılaşmışlardır. Göçmenler, bunun üzerine Miletoslulardan yardım istemişler ve onların sağladığı destekle buraya yerleşebilmişlerdir. Böylece buraya yerleşen Miletoslularla birlikte nüfusa İon unsuru da karışmış, İasos bir Dor – İon şehri olmuştur.
M. Ö. 5. yüzyıla gelinceye kadar İasos hakkında eski kaynaklarda bilgi yoktur. Fakat diğer Karia şehirleri gibi 6. yüzyılda Lydia kralı Kroisos’un, daha sonra da Perslerin egemenliği altında bulunduğu, 5. yüzyılda İonya ayaklanmasına katıldığı kabul edilebilir. 5. yüzyılın ortasından başlayarak Attika – Delos deniz birliğinin üyesi olmuştur. İasos, birliğe 450 yıllarında bir, 425 yılında ise 3 talent vergi veriyordu.
5. yüzyılın sonlarına doğru İasos Pers kralına isyan eden Sardes satrabı Pissuthenes’in oğlu Amorges’in eline geçmiş, bu yüzden, Atina’ya karşı mücadelesinde Perslerin yardımını gören Isparta ve müttefiklerinin donanmaları tarafından 412’de zapt edilmiştir. Pers krallığı, Batı Anadolu şehirleri üzerindeki hakimiyetini tanımasına karşılık Isparta’ya para yardımında bulunuyordu. Ege şehirlerinin Attika – Delos birliğinden ayrılmalarını teşvik için Persler ve Isparta beraberce hareket etmeğe karar verdiler. Isparta ve müttefikleri İonya’ya bir donanma gönderdi. Pers satrabı Tissaphermes ordu ile sahile doğru yürüdü. Isparta’yı da Amorges’in elinde bulunan İasos’un zaptına ikna etti. Peleponnes donanması bir baskınla İasos’u aldı. Amorges esir edilerek Tissaphermes’e teslim edildi. Yağmadan sonra Pelopennesliler, her esire karşılık bir Pers altını almak şartı ile şehri ve esirleri Tissaphermes’e bıraktılar. Tissaphermes de buraya bir garnizon yerleştirdi.
İasos Peloponnes savaşının sonlarına doğru 405 – 4 yılında Atina ile bir anlaşma yaptığı için Isparta donanması tarafından ikinci kez zapt edilmiştir. Ispartalı amiral Lysandros 800 kişiyi öldürtmüş, kadın ve çocukları ise esir olarak satmıştır.
394 – 390 arasında İasos; Rodos, Knidos, Ephesos, Samos ve Byzantion ile birlik kurmuştur. Bu nedenle her site ön yüzü kendi biçiminde, arka yüzü ortak biçimde gümüş sikkeler bastırmıştır. Sikkelerin ortak biçimdeki yüzlerinde Herakles’in henüz beşikte iken yılanları boğması betimlenmiştir. Bu betimlemenin, Pers, Isparta ve Atina baskısı altındaki müttefik şehirlerin özgürlük sembolü olduğu kabul edilmiştir.
M.Ö 386 yılında Perlerle Yunan devletleri arasında yapılan “kral barışı”ile bütün Anadolu şehirleri, dolayısıyla İasos, Perslere bırakılmıştır.
Mausolos zamanında İasos’ta bu satraba muhalif bir parti vardı. Fakat partinin gizli faaliyeti meydana çıkarılarak ilgili kişileri şiddetle cezalandırıldılar. Meclisin ve konseyin verdiği kararla malları müsadere edilip kendileri sürgün edildiler.
Büyük İskender’in Anadolu’yu istilasında Miletos zapt edilirken, Persler şehir önündeki Lade adasında demirli Makedonya donanmasına bir baskın hazırladılar. Biri İasoslulara ait olan beş gemi bu işle görevlendirildi. Uyanık davranan Makedonyalılar karşısında baskın başarılı olamadığından kaçmağa mecbur kalan beş gemiden İasosluların gemisi sürati az olduğu için mürettebatı ile birlikte ele geçirildi.
Gorgos ve Minnion adında İasoslu iki kardeş İskendur ordusuna girmiş ve Gorgos silah nazırlığına kadar yükselmiş ve İskender’in gözüne girmişlerdi. İasoslu iki kardeş; Sarıçay ağzının güneyindeki derin koyda (Hocat Gölü) balık tutma hakkını, İskender’in İasoslulara bahşetmesini sağladılar. Gorgos, Atinalıların kendi kolonicilerini yerleştirmek için 365 ve 352’de Samos’tan sürdüğü halkın geri çağrılmasını da sağladı. Bunun üzerine Samoslular, Gorgos ve Minnion’a fahri vatandaşlık vermişlerdir. Böylece İasoslularla Samoslular arasında dostluk ilişkileri geliştirilmiştir.
Coğrafi konumu önemli bir deniz üssü olmasına uygun olduğu için İskender’in ölümünden sonraki yüzyıllarda da İasos birçok mücadeleye sahne olmuştur. Karia satrabı olan Asandros buraya bir garnizon yerleştirmiştir. Asandros’un İonia üzerinde emelleri olduğunu İskender’in haleflerinden Antigonos ve oğlu Demetrios generalleri Ptolemaios’a İasos’u zapt ettirmişlerdir.
Makedonya kralı Philip V’in Karia seferi arifesinde Alinda beyi Olympikohos’un saldırısına uğrayan İasoslurar Rodoslulardan yardım istemişlerdir. Rodos, Olympikohos’a gönderdiği iki elçi ile İasos’a yapılan saldırının durdurulmasını, durdurulmaz ise savaşa hazır olduğunu bildirdi. 201’de Philip V ordusuyla Karia’ya girince İasos’u işgal etti ve şehir 196 yılında Roma ile Philip arasında yapılan barış anlaşmasına kadar Makedonya işgalinde kaldı.
Antiokhos III, İasos ile dostça ilişkilerde bulunmuş, 192-1’de gönderdiği İasos’a gönderdiği mektupta şehrin bağımsızlığının korunacağını bildirmiş ve şehre çeşitli bağışlarda bulunmuştur.
129 yılında Romalıların Asia eyaleti kurulunca İasos bütün Karia ile birlikte bu eyaletin içine alınmıştır. İasos, Roma imparatorluk devrinde Asia eyaletinin gümrük karakollarından ve imparatorluğun üçüncü derecedeki şehirlerinden birisi olmuştur.
İasos’un üç büyük tanrısı Apollon, Artemis ve Zeus Megiastos’tur. Sikke betimlemeleri Apollun’u çıplak olarak, sol elinde yay, sağ elinde ok, ayakta gösterir. Artemis ise arkasındaki sadaktan oy alan bir avcı kıyafetindedir. Artemis’in kült heykeli tapınak içinde açıkta durduğu halde, İasosluların inancına göre üzerine ne yağmur ve ne de kar düşerdi. Zeus Megaistos7un on bir kişilik bir rahipler kurulu vardı.
İasos’un surları, M.Ö. 4. yüzyılda inşa edilmiş ve daha sonraki devirlerde onarım görmüştür. Surlar yaklaşık 2 400 metre uzunluğundaydı. Kare şeklinde 12 kule ile 4 burç düzensiz aralıklarla surun güneydoğusu ile batısını çeviriyordu. Surun en güçlü kısmı limanın ağzını oluşturan güneydoğu köşesi idi. Burada görkemli birkule vardı. Temeller ya ana toprak üzerine veya kayalar üzerine oturtulmuştu. İçi 2 m. kalınlığında harçlı taşlarla doldurulmuş ve dış yüzeyleri çeşitli uzunlukta, fakat daia 0.50 metre yüksekliğinde ve 0.25 m. kalınlığında yerli kurşuni bir taştan yapılmıştı. Böylece bütün duvar kalınlığı 2.50 m. yi buluyordu. Surların yüksekliği, üzerine oturduğu kaya temelleri de göz önüne alınırsa 8 m. yi buluyordu. Surlarda, güneyde küçük bir kapı ile kuzeyde ikinci bir kapı yeri belirlenmiştir.
İasos surların taş blokları sökülüp inşaat malzemesi olarak kullanılmak üzere adalara ve çevre şerhlere taşınmıştır. 1887 yılında İstanbul’da Bebek rıhtımının yapılması için buradan taş götürülmüş, fakat birçoğunun üzerinde yazıtlar olduğu anlaşılınca İstanbul Müzesine taşınmışlardır. Böylece, 19. yüzyılda oldukça sağlam bir durumda olan şehir surlarından bugün hemen hemen hiçbir şey kalmamıştır.
İasos’un savunma sisteminin bir parçası olarak yapılmış bir Orta Çağ kalesi vardır. Sur kalınlığı 2 m.yi bulan kalenin ortasında bir de sarnıç vardır.
İasos limanı ada ile batı tarafındaki kara arasında, doğal bir koy durumundadır. Limanın ağzı birbirine 50 m. kadar yaklaşan iki dalgakıranla kapatılmıştır. Doğu dalgakıranının ucunda bir kulesi vardır. Batı dalgakıranı ise yıkılmış ve su altında kalmıştır. İasos rıhtımı büyük, beyaz mermer bloklarla yapılmıştı ve Fatih Sultan Mehmet rıhtımı ve limanı onartmış ve ıslah ettirmişti.
İasos’un tiyatrosu yarımadanın kuzeydoğu yamacındadır. Dış yüzeyleri yuvarlatılmış kesme bloklarla yapılmış olan seyirciler kısmı, kavea, dört köşe dayaklarla güçlendirilmiş ve birinci payeden başlayarak gerek yan kısımlar, gerek cephesi her altı sırada bir, düz bir kuşakla kesilmiştir. Beyaz mermerden yapılmış sıraların ayakları, aslan pençesi kabartmalarıyla süslenmiştir. Tiyatroda temsil veya konser veren sanatçıların ve bunların ücretlerini kendi keselerinden ödeyen kişilerin adları tiyatro duvarlarına kazınmıştır.
İasos’ta, agora ve buradaki şehir meclisi yapısı (boluterion), “Balık Pazarı” olarak adlandırılan ve bir açıkhava müzesi haline getirilen anıtmezar ile ordugah yapısı İasos’un önemli yapılarındandır.